|
otel,
motel, pansiyon, bodrum, fethiye, hotel, mavi yolculuk
Datça Tatil Rehberiniz :
Datça’da tatil geçiriyorsanız çevreyi
gezmeyi ihmal etmeyin. Deniz, kum ve güneşin alâsı var,
ama daha fazlası da var. Datça şehir merkezinden çevre
koylara ve Knidos’a dolmuşlar çalışıyor. Hem karadan,
hem de denizden. Kendi aracınız yoksa eğer, denizden
günübirlik tekne turlarına katılmanızı öneririz.
Datça’nın denizi bol balık verir. Etraftaki dağlar da
kara avcılığı için uygundur. Olta atmak için de çok
uygun kayalıklar bulacaksınız. Sörf meraklıları için de
ideal yerdir Datça koyları. Dalma sporuna meraklı
olanlar için de denizin dip zenginliği görülmeye değer.
Datça’lı bir rehberiniz varsa vadileri,
yamaçları aşarak yapılacak zorlu bir yolculuk sonunda
Datça Hurması’nı görebilirsiniz. Bu ağaç tam 65 milyon
yıl geçmişten gelen bir tür. Yarımadanın en ücra
köşelerinden birinde karşınıza çıkıverir. Ama kendi
başınıza aramaya kalkmayın, hem bulma şansınız az, hem
de çevrede ayı, domuz gibi tehlikeli olabilecek yabani
hayvanlara rastlama riski var.
Kızlan köyü
Yarımadanın tipik yeldeğirmenlerini görmek istiyorsanız
Datça’ya 8 km. uzaklıktaki Kızlan Köyü’ne gitmelisiniz.
Yarımadanın en çok rüzgar alan bölgesi de burasıdır.
Gebekum
Datça’ya 4 km. kala, (Yeldeğirmenlerine gelmeden önce)
Perili Köşk tabelasını gördüğünüzde sola, 1 km’lik
toprak yola sapıyorsunuz. Yol sizi kumsala ulaştırıyor.
Uzunluğu 7 km’yi bulan kumsalı olan Gebekum
denize girmek için çok uygun. Kumsal, rüzgarın da
etkisiyle kendisini çoğaltıyor ve yayılıyor.
Karşısındaki adaya denizden yürüyerek ulaşmayı sağlayan
bir de sığlık oluşmuş, kumul hareketleriyle. Gebekum’da
kalınabilecek iyi bir tesis var. Perili Köşk Oteli. Daha
çok yatlara hizmet veriyor. Su sporları ve özellikle
sörf meraklıları için gerekli teçhizat da bulunuyor.
Çevrede balıkçı teknekeleri var. Mevsiminde iyi balık da
çıkıyor ama balık lokantası yok. Perili Köşk Otel
lokantasından yararlanabilirsiniz.
Datça’nın en canlı noktası yat limanının
çevresidir. Hergün çok sayıda tekne uğrar bu limana.
Teknelere de servis veren her türlü alışveriş yeri
dağılmıştır liman çevresine. Hem liman çevresinde, hem
de şehir merkezine açılan cadde ve sokaklarda kaliteli
lokantalar, renkli barlar bulabileceksiniz.
İskele mahallesinde suyu denize bağlı bir
minik göl göreceksiniz. Merkeze 3 km uzaklıkta Datça’nın
eski merkezi Reşadiye mahallesinde geleneksel Türk taş
evleri meraklıları için ilginç olabilir.Selçuklu
döneminden kalma camisiyle 7 km uzaklıktaki Hızırşah
köyü de unutulmamalı.
MÖ. 4. yy’da işletildikleri anlaşılan ve
kazı çalışmaları süren Seramik Atölyeleri’ni Eski Datça
ile Hızırşah Köyü arasında görebilirsiniz. Özel
mülkiyette olan Reşadiye Eski Konak diye adlandırılan ev
özellikle iç nakışları ve tavan süslemeleri ile ilgi
çekicidir.
Ege ile Akdeniz’in buluşma noktasıdır Datça.
Marmaris’ten batıya uzanan 70 Km. uzunluğundaki Datça
Yarımadası’nın bir yüzü Akdeniz’e, bir yüzü Ege’ye
bakar. Knidos antik kentinin bulunduğu yarımadanın uç
noktasına gidenler, iç limanın Akdeniz, dış lımanın Ege
suları olduğunu bilip, heyecanını duyabilirler bu
keyifli coğrafyanın. Datça Yarımadası bir büyük
yarımada. Bencik limanından, yarımadanın en dar yerinden
başlıyor ve Knidos’a kadar uzanıyor.
Haritada koptu kopacak gibi gözüken bu en
dar yerin Hisarönü körfezine bakan tarafı Bencik limanı,
Gökova körfezine bakan tarafı Bördübet. Arasındaki
mesafe 800 metreye kadar iniyor. Bir ara bu dar yeri
açıp da Datça’yı ada haline getirmek isteyenler bile
olmuş. Tarihin babası Heredot’a göre Perslerin İonia’ya
girmesi üzerine Knidos’lular Balıkaşıran Mevkiindeki bu
dar kıstağı kazarak yurtlarını ada haline getirmek
istemişler. Çok çaba harcamışlar ama yarımada anakaradan
kopmamak için direnmiş. Taşları kıranların başta gözleri
olmak üzere her yerlerinde onulmaz yaralar açılmaya
başlamış. Bunun üzerine vazgeçmişler.
Bu inatçı topraklar belki de daha da
dirençlidirler artık. Türkçe’nin büyük şairi Can Yücel
Datça’da gömüldü de torunu “Dedemi ektiniz mi ?” diye
sorduydu.
Coğrafya bilgini Strabon “Tanrı çok sevdiği
kulunu uzun ömürlü olması için Datça Yarımadası’na
gönderir,” demiş. Bu öyle boşuna söylenmiş bir söz
değildir. Yörede anlatılan bir öykü Strabon’u
doğruluyor: Günümüzden 4-5 yüz yıl kadar önce İspanyol
korsanlar Datça’nın açıklarından geçerken gemideki
cüzzamlı hastaları atmaya karar vermişler ve yanaşıp
Sarıliman Koyu’na bırakmışlar. Ölüme terkedilen
cüzzamlılar Datça’nın bol oksijenli havasıyla
iyileşmişler, yaraları kapanmış. Emecik Dağı’nın
eteklerine bir köy kurup burada yaşamaya başlamışlar. Bu
toprakların, bu yurdun insanı olmuşlar. Emecik’te kimse
bu hikayeyi hatırlamıyor, dahası böyle bir öyküden
hoşlanmıyorlar. Öykü doğru mudur, yakıştırılmış mıdır
bilinmez ama Datça’nın havasının insanı sağlıklı kıldığı
gerçektir. Belki bu nedenledir ki Dorlar bu bölgede
50’nin üzerinde yerleşim kurmuşlar. 2700 yıl önce
yarımadanın nüfusu 70.000’in üzerine çıkmış. Şimdilerde
nüfusun 15.000’i bile bulmadığı düşünülürse ne
olağanüstü bir uygarlıktan söz edildiği anlaşılır.
Son yıllarda Datça yeniden keşfediliyor.
Kalabalıktan, gürültüden, kirlilikten kaçanlar Datça’yı
ömürlerinin sonuna kadar kalacakları bir mekan olarak
belliyorlar.
Siz de Datça’yı günübirlik bir uğrak yeri
gibi düşünmeyin. Yarımadanın etrafında tamı tamına 52
koy bulacaksınız. Kimisine sadece denizden ulaşılabilen
bu koylardan biri gün boyu sadece size ait olabilecek.
Kalabalık ve plaj arayanlar toplam 13 km uzunluktaki
plajlardan birine atabilirler kendilerini. Datça plaj ve
koylarındaki denizin güzelliğini, akvaryum duruluğundaki
suyunu unutamıyacaksınız.
Küçük ve güzel oteller bulabilecek, tekneyle
koylarında dolaşabilecek, Knidos antik kentinin
etkileyici kalıntıları arasında keşiflerde bulunacak,
renkli Datça akşamlarında hoş anılar
biriktirebileceksiniz.
El sanatları ve pazar yeri
Datça’nın en değerli el sanatı iğne oyasıdır. İğne oyası
yapımında kullanılan has ipek evlerde ipek böceği
yetiştirilip ipeğin istenildiği gibi bükülerek
pişirilmesiyle elde edilir. Bu ipek ipliklerden iğne ile
motifler elde edilir veya büyük eşya örtüleri yapılır.
İğne oyası bu örtüleri Cumartesi günleri kurulan Pazar
yerinden, butiklerden ve hediyelik eşya satan
dükkanlardan satın alabileceğiniz gibi ilçe merkezine
3-5 km. uzaklıktaki köylerdeki evlerden de
alabilirsiniz.
Datça Sındı köyünde Kaymakamlık tarafından kursla
desteklenen kilimcilik ilgi görüyor. Eski Datça
Mahallesinde 1940 yapımı eski okul binası, Kaymakamlık
tarafından restore edilmiş ve El sanatları Merkezi’ne
dönüştürülmüş. Merkezde Datça’lı kadınların el
emekleriyle üretilen kilim, dokuma ve oya işlemeler
butiklerde, pazar yerlerinde satılıyor.
Su sporları ve dalış merkezleri
Gebekum’a ve Periliköşk’e gittiğinizde sörf
yapabilirsiniz. Periliköşk’te Yelken şansınız da
bulunmakta.
Datça’da dalış kulüplerinden biri şehir merkezinde,
diğeri Datça Aktur’dadır. Dalış yapmak isteyenler bu iki
merkezden birini tercih edebilirler. Bunların yanı sıra
Özbel mevkiindeki Villa Datça’nın su sporları
etkinliklerinden de yararlanabilirsiniz.
Yeme-İçme
Datça’nın geleneksel sayılabilecek yemekleri arasında
keşkek ön sıradadır. Yaprak sarma, kısır geleneksel
düğün sofralarında yerini alır mutlaka. İlginç adlarıyla
Datça otlarıyla yapılan çaylar arasına Elmasçık, Harpız,
Garağan, Sepsuyu, Isırgan sayılabilir.
Sofraların olmazsa olmazı ise ünlü Datça bademiyle
yapılan bademli incirdir.
Datça Bademi
Türkiye’nin en güzel ve lezzetli bademi Datça’da
yetişir. Nurlu’su, ak’ı, kababağ’ı, dedebağ’ı, sıra’sı
ve diş’iyle çeşit çeşittir. En kalitelisi nurlu, en
kolay yeneni ise kabuğu ince, dişle kırılabileni dişli
bademdir. Badem’in dış kabukları yeşil ve taze iken
yenilenine Çağla denir. Şubat-Nisan arası çıkar.
Meyhanelerde gezgin satıcıların tepsiler içinde buza
yatırarak sattıkları iç badem Mayıs-Haziran aylarında
içi olgunlaşmış bedemin kabuğundan çıkarılmasıyla elde
edilir. Temmuz-Ağustos aylarında ağacında dış kabukları
açıldıktan sonra toplanan, güneşte kurutulup
kabuklarıyla ya da kırılarak içi satılana da badem ya da
kuru badem denir. Datçalılar kuru incirin içine bir ya
da iki adet badem koyup fırınlıyor, adına bademli incir
diyorlar ya da balla karıştırarak kavanozlarda ballı
badem diye de sürüyorlar pazara.
Salyangoz Yemeği
Datça’da bir çok ilginç şey göreceğinizi söylemiştik.
Bunlardan biri de yörede karavilla denilen
salyangozlardan yapılan yemeğin yılda bir kaç kez şifa
niyetine yenmesi. Salyangozların mart ayına doğru
topraktan çıkıp canlanan bitkilere doğru yürümesi ile
başlayan salyangoz mevsimi “üç yağmurlara” kadar
sürüyor. Datça’lılar salyangoz yiyenin basur hastalığına
yakalanmadığına, yakalanmış olanların da iyileştiğine
inanıyorlar
Günübirlik tekne turları
Datça limanından sabah kalkan tekneler yarım ya da tam
günlük geziler düzenliyor çevredeki koy ve büklere.
Yarım günlük turlarda merkezden Mesudiye köyü koylarına
kadar gidilip dönülüyor. Tam günlük turların hedef
noktası ise Knidos. Gidiş ve dönüşte koylarda yüzme ve
yemek molası veriliyor. Uğranılan önemli koy ve bükler
arasında Kargı koyu, Hayıt ve Kızılbük, Palamut bükü yer
alıyor.
Kaynak : Muğla Kültür ve Turizm
Müdürlüğü
Datça'da Gezilecek Yerler:
[Amazon] [Gebekum] [Kara İncir] [Kargı] [Mesudiye] [Orhaniye] [Palamut Bükü] [Peril Köşk] [Reşadiye] [Selimiye] [Yel Değirmeni] [Balıkaşıran] [Burgaz] [Domuz Çukuru] [Emecik] [Knidos] [Eski Datça]
Datça Hakkında Bilmek İstedikleriniz:
[Aktur] [Bitki Örtüsü Flora ve Faunası] [Muğla Müzeleri] [Datça Nazarlıkları] [Burgaz] [Doğa Yürüyüşleri] [Emecik] [Knidos] [Yaşam]
Konaklama: Oteller, Moteller, Pansiyonlar
|
|